Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğun kendisinden mi? O denli yok ki, her boş ânı yokluğuyla dolduruyor.
Çiçekler aslında ölülerin gizli periskopları değil midir? Acaba ölüler dünyayı toprağın altında çiçeklerin saplarından mı izlerler ? Evet, babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.
Sonbahar da korkunç geçiyor. Sabahın ilk saatlerindeki o soğuk. Bahçeye çöken sis. Kümeslerinde bağır çağır homurdanan, dışarı çıkmayı reddeden horozlar. Yaprakların kenarlardan kurumaya başlaması. Hamnet’in yaşamadığı ve hissetmediği bir mevsim. Onsuz dönmeye devam eden bir dünya.