Aileyi hassas bir denklikler sistemi olarak hayal etmiştim, bir tarafın suyun yüzeyinde durabilmesi için diğer tarafın ayağını yere basması gerekiyordu ve bu dönüşümlü olmalıydı, iki taraf da karşılıklı benimsemeliydi.
Aile ve iş hayatını bir bütün halinde bir arada tutma yükümlülüğüne kendimizi kaptırmışken dikkatimiz dağılıverdi ve birbirimizi unuttuk. Evliliğimizin karaya oturmasına göz yumduk.
Kitaba ilk başladığımda beni bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim, fakat elime aldıktan sonra ve özellikle son 100 sayfa kitabın hem bitmesini hem de bitmemesini istedim.
"Annemin Uyurgezer Geceleri" üç kuşak kadının hikayesini travmalarının üzerinden anlatıyor, yaşarken normal görünen olaylar derine inince insanlarda nasıl etkiler bıraktığını görüyoruz. Kitap bittiği zaman kimin hikayesine üzüleceğini şaşırıyorsun. Deli Esme'ye mi , anneanne Hatice Şehbal Hanıma mı kızı Ayhan Hoca'ya mı ya da olayları anlatan ve kendini otuz yıl E. nin narsist aşına teslim eden Şehnaz'a mı?
Edebi yönü ağır bir kitap değil ama hayatın içinden, kendinizden ya da çevrenizden izler taşıyan akıcı bir kitap olmuş.
Herkese keyifli okumalar...