Aşkı hayat biçimlerine bir türlü oturtamıyorlardı. Nasıl yasşnabileceğinden emin değildi hiçbiri. Günaha düşmek korkusu ile aşık olmak arasında savrulup duruyorlardı
Kendilerine sevmek yerine, mantıklı olmayı telkin ediyorlardı ve akla yükleniyorlardı.
Hatta gereğinden fazla. O dönemde henüz kitaplaşmamış olan Mona Roza'yı ezbere okuyor, bir muska gibi yanlarında taşıyorlardı. Şiirin fotokopileri elden ele dolaşıyor ama Roza'yı bulabilme düsüncesi hayallerin ötesine geçmiyordu.
Siz bir toprak ağasının yüzündeki sömüren gülümseme, parmağındaki altın yüzük olmayı seçtiniz.
Ben bir Kürt kızının gözyaşları olmayı seçiyorum. Hiroşimalı bir kızın elleri olmayı seçiyorum.