Bazarov’un ailesiyle olan sahneler gerçekten insanın içinde bir şeyleri titretiyor. Sevgi var ama karşılık yok; belki de Nihilizm’in en trajik yanlarından biri bu: duyguların inkârı, ama duyguların yine de var olması. Finaldeki yalnızlığı da sanki kendi seçtiği yolun kaçınılmaz sonucu gibi. Kitap, Nihilizm’i anlamak için bir pencere açıyor ama o pencerenin ardında hâlâ sis var. Sence Bazarov gerçekten inandığı gibi mi yaşadı, yoksa inandığı şeyler onu yaşatmaktan mı alıkoydu?