Beni eve götürür müsün ?
Öncelikle yazımın ilk kısmını yazarken romanın içeriği hakkında bilgi vermekten kaçındığımı belirtmek isterim.
Henüz kitabı okumamış arkadaşlar, akış içerisinde spoiler uyarısına kadar okumaya devam edebilirsiniz.
Roman tema olarak ırkçılık ve bunun insanların hayatını yaşaması (yaşayamaması) üzerindeki inanılmaz etkilerini konu alıyor.
Ana karakterimiz ve anlatıcımız Scout Finch adında ufak bir kız çocuğu. Babası Atticus, abisi Jem ve evlerinde onlara yemek yapıp ilgilenen siyahi dadıları Calpurnia ile beraber Maycomb adındaki kasabada yaşamaktadır.
Anlatıcımız Scout, henüz 6-7 yaşlarında yaramaz, kız olmasına rağmen ona biçilen role girmeyi asla kabul etmeyen, elbise yerine pantolon giymeyi tercih eden ve bu özelliği yüzünden babası Atticus tarafından, sadece halasının yanında ( biraz da halasının zoruyla) eleştirilen, ama yine de kendi isteği dışında asla uyum sağlamayan bir karakter.
Roman, temel konusu olan ırkçılığın sadece renk,dil,ırk vb. özellikleri ile farklı olan insanlara karşı dışavurularak yapılan bir eylem olmadığını, o ''farklı'' insanlara karşı içimizde olan ''ön yargı'' ların da ırkçılıktan farklı olmadığını gözler önüne sermekte.
Buradan sonrası SPOİLER içerir.
Açıkçası romanın dava kısmı bittikten ve Tom Robinson’ın cezaevinden kaçmaya çalışırken 17 kez ateş edilerek öldürülmesinden sonra konunun tamamlandığını düşünmüştüm. Kalan yaklaşık 70 sayfada ne anlatacağını merak ediyordum. Ve vurucu bir bitiriş yapabilceğine ihtimal vermiyordum.
Kitabın başından beri özenle işlenen benim de en çok sevdiğim karaktere gelelim.
Arthur Radley... Namıdiğer öcü...
Bu karakter ile yazımın başında bahsettiğim, ırkçı olmasak da içimizdeki önyargı ve duyumlarımızın şekillendirdiği fikirlerimizin bizi bir anda olmadığımızı iddia