Harun kanmış

Harun kanmış
@Harunknms65
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şeriatı mı istiyoruz / Şeriatın zorlamasını mı?
İslam hakim olsaydı, şeriat gelseydi... İslam gelseydi ne yapacaktın? Şeriat hakim olsaydı ne değişecekti? Mesela insanlara sosyal medya üzerinden hakaret etmeyecek, zina iftirasında bulunmayacak ve iftira etmeyecektin değil mi? Bunu şeriat gelmeden yapmıyorsan şeriatın zoruyla mı yapacaksın? Mesela aldığın borçları zamanında ödeyecek, kusurlu bir malı kusursuz gibi satmayacak, satmak istediğin evin, arabanın veya bir eşyanın ayıplarını gizlemeyecektin değil mi? Şeriat gelmeden bu şekilde davranmıyorsan şeriatın gelmesini bekleme! Mesela komşuna eziyet etmeyecek, gürültü yapmayacak, başkasının tarlasına zarar vermeyecek, kaldırımları işgal etmeyecek, yalan söylemeyecek, özü sözü bir olacaksın değil mi? Şeriat hakim olmadan bunları yapmak yasak mı? Mesela namazları vaktinde kılacak, gece namazı kılacak, orucu tutacak, kul hakkına dikkat edecek, kimseye zararın dokunmayacak değil mi? Şeriatın olmadığı yerlerde ahlaklı olmak yasak mı? Buyur yap! Şeriat gelirse tekelcilik yapmayacak, insanların ve hayvanların ihtiyaç duyduğu gıda ürünlerini stok etmeyecek, kazandığın mala kanaat edeceksin değil mi? Şeriatı beklemeye gerek var mı bunları yapmak için? Şeriat gelse şeriata ne kadar uygunsun? Yoksa istediğin ve beklediğin şeriata karşı ilk sen mi ayaklanacaksın? İnsan, gücü yettiği kadarıyla şeriatı kendisi uygular. Gücünün yetmediğini ise Allah'a havale eder. Kendi nefsinde ve kendi evinde şeriatı kaim etmeyen kişi, şeriatı aslında beklemiyordu. Bir de bazıları şeriatı kendisi için değil başkası için istiyor. Şeriat sadece üç beş tane had cezasından ibaret değildir.
Din
Yusuf ne bilecekti kardeşleri rüyaları bile kıskanıyor ?
Rüyalarını, hayallerini, geleceğe dair planlarını en yakınlarına, dostlarına, kardeşlerine, arkadaşlarına anlatırsın, sonra bir bakmışsın rüyaların kıskanılmış, hayallerin yıkılmış, planların parçalanmış... Yusuf küçük bir çocuktu. Bir rüya görmüştü. Güneş, ay ve yıldızlar Yusuf'un önüne eğilmiş, ona secde ediyor... Yusuf, şaşırdı. Güneş nasıl secde eder? Ay nasıl secde eder? Yıldızlar nasıl secde eder? Rüyasını babasına anlattı. Babası Yakup, oğlum! Rüyanı kardeşlerine anlatma! Sana tuzak kurarlar, dedi. Belki de Yusuf rüyasını anlattı kardeşlerine. Kardeşleri onun güzel rüyalar görmesine dahi tahammül edemedi. Tıpkı bazı akrabalarınız, dostalarınız, iş arkadaşlarınız, meslektaşlarınız ve kardeşleriniz gibi. İstemezler güzel bir hayal kurmanızı, istemezler cebinizde para olmasını, istemezler akıllı çocuğunuzun olmasını, istemezler güzel rüyalar görmenizi... Yusuf ne bilecekti kardeşleri rüyaları bile kıskanıyor? Ne bilsin kimi zaman kardeşin kurttan daha yırtıcı olabileceğini? Ne bilsin güzelliklerin herkesle paylaşılmaması gerektiğini? Kardeşleri onu ve hayallerini ortadan kaldırmak istedi. Onu seveceğiz, gezmeye götüreceğiz, aramıza alacağız, kendimizi onunla kardeş edeceğiz diyerek kandırdılar Yusuf'u, kandırdılar babasını. İnsanlar bazen kötülük etmek için iyilik ederler... İyiliği, kötülüğe ulaşmak için basamak edinirler. Dilleri yumuşar, cömert olurlar, iyimser olurlar, kibar olurlar. Yusuf'un kardeşleri gibi. Babalarına yalvarıp yakardılar. Kardeşimiz Yusuf'u seviyoruz, onu canımız pahasına koruyacağız dediler... Bazen biz de tatlı dile kanarız. İki defa telefon açsa, güzel bir kaç söz söylese gevşeriz; sırlarımızı ve hayallerimizi açarız. Bilmeyiz ki tehlike telefonun öbür ucunda, bilmeyiz av olduğumuzu ve güzel sözlerin yem olduğunu... Değerli
Alıntı