Harun Küsmüş

Harun Küsmüş
@Harunksm
instagram.com/edebi.notlarrr?... #felsefe #psikoloji #edebiyat
Uluslararası ilişkiler
Gaziantep
Gaziantep, 20 Nisan 1990
118 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Aynı yolun yolcusuysak eğer; boşluklarımızda bir benzerlik var demektir. Yollarımız da dengemizi bozan hendekler gibi...
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aşkla nazar ettim boynuna, ve incecik bileklerine, kışı atlatmaya az kaldı oysa, ben yine de sıcacık öpüverdim teninin soluklanmamış yerlerinden... Bütün ilahi lütuf içime doğan cümleler sana oysa, sen belki bilmez belkide duymazsın onları.. Yüzyıllardır seni bekleyen fısıltı halinde içimin evreninde dolaşan kelimeleri.. Durup dinlenmişim ayağının bastığı kıyılarda, ömrümün bilinmeyen zamanlarında, belki yüz belki üçyüz yıl önce, yada sonra.. Ucu kıyısı belirsiz bir zaman çizgisi gözlerim gözlerine uğradığı anda, unutmuşum, hatırlamışım ne çıkar, saçlarının arasından gelip geçen rüzgarla savrulan bir tüy gibi ruhum, her an bir yerde, her an her yerde.. -Harun
Dünya inan ki bildiğin gibi değil çocuk Bir dümensiz sandal, belki oyuncak bir kayık Leyla sensin, sevdiğin hayal değil çocuk Eski bir sevdadır akıntıya karşı yolculuk
Yolları bilirim ben. Yollara gitmeyi, yollarda kalmayı, geri dönmeyi.. Suretler görürüm ben, suretleri izlerim, çizgili yüzlerde ararım izlerini anlamın. Ve beklerim en serin vuslat noktasında. Hizasında kaldığım bir çift gözün, haleli hattında anlarım, anlarım ki yoksul bir ruhun özü çıplaktır, tüm görülen düşler kendi alanı kadardır ve görülen ancak diğerinin çıplaklığıdır. Belki bir uzuvdur bu bazı gözlere, belki bir tutam saçtır. Tüm ispatı hayatın buradadır. Sorumsuz kalmış bir kader denklemine vurgundur o bir kaç nefeslik sözler. Uzun uzun soluyup varlığı beklenen canın. Unutmak istemekle ateşin harını kucaklamak kadar yakıcı. Bir tutam saçta binlerce can bulurdu oysa bir ömür bekleyen ve bekleyecek olanlar. Düş burda başlıyordu.. Hayat bir düştü belki, kıvılcımında milyonlarca insanın can verdiği savaşlar gibi, velhasıl düş uykuya nasıl yattıysan öylesine görülen bişeydi. Kimle nasıl yattıysan öyle uyanıyordun düşten. Ya yan yana olduğunu vuruyordun. Ya da onunla düşünde sevişiyordun. Her iki durumda da uyanınca insan utanıyordu bu yüzden düşlerinden.. -Harun
Samimi olan sol tarafına doğru içimde bir yol var. İnişleri, çıkışları, düzlemleri ile. Yaz mevsimi geride kaldı şimdi, Ilık bir sonbahar akşamında arşınladım o yolları, ağır aksak birazda yağmurlu. Çocukken bakıp ürkek hallerimizi birbirimizden sakladığımız kayalıkların önünde karşılaştık. Sonunda indik seninle beraber o yamacı, önümüzde uzanan çimenleri yeşil kırları geçtik, doğuya doğru döndük yüzümüzü. Bulutlar birbirine sokuluyordu orada, artık daha da yakındık birbirimize. Çisil çisil hissediyordum yüzümde, Saçlarında inci tanesi yağmur damlaları parıldıyordu. Sinende birikip etrafa saçılan kokun toprağın kokusuyla karışıp genzime doluyordu, ard arda soluyordum. Sen içime yansıyan halinle toprak gibiydin. Bahşeden, bağışlayan, bağrına basan, anaç ve şefkatli.. İyiye ve güzele dair herşeyi bulurdum gözlerinde, avuçlarına dokunurdu parmaklarım. İçimde belirirdi hüzünle karışık bir heyacan. Uzanırdım varlığına, uyurdum ikliminde, kendim sen olurdu öylesine. -Harun