📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kadına, ilk karşılaştıkları andan itibaren aşık olmuştu; coşku dolu bu duygu, düşüncelerine kadar dalga dalga yayılsa da karar verdiren sarsıcı bir ekti eksikti henüz; yani kendine hayranlık, saygı ve bağlılık gibi adlar koyduğu, bahaneler uydurarak üzerini örttüğü duygunun bütünüyle aşk, prangasız ama mutlak, tutkulu bir aşk olduğunu açıkça kavratacak duygu eksikti.
Tanrım, onu bırakıp gitmek: Sevincinin gururla şişmiş yelkenlerine bıçak gibi saplanmıştı, bu düşünce. İşte şaşkınlığına teslim olduğu bu kontrolsüz saniyede, aldatmacanın üst üste yığılmış bütün sahte kirişleri yüreğinin üzerine çöküvermiş ve kalp kasında meydana gelen ani bir seğirmeyle onsuz kalmanın düşüncesinin bile onu acıyla, ölüm benzeri bir duyguyla paramparça ettiğini hissetmişti. Onu, Tanrım, onu bırakıp gitmek: Nasıl düşünebilmişti bunu, sanki hâlâ kendi kendine aitmiş gibi, sanki bütün duygularıyla kökünden buraya, onun varlığına kenetli değilmiş gibi nasıl böyle bir karar alabilmişti!
Hayır, bu kadın farklıydı. O, bambaşka, ihtirasa yer olmayan bir gök küreden ışık saçmaktaydı, bakir ve dokunulmazdı; öyle ki genç adamın en ateşli düşleri bile kadını soymaya cesaret edemiyordu.
Kadının usulca gülümseyen dudaklarına baktı, onları bir zamanlar öptüğünü bile hatırlamıyordu, sonra kadının kucağında gevşekçe duran pırıl pırıl, sakin ellerine baktı: Eğilip huzurla katlanmış o ellere dudaklarıyla dokunmayı ya da onları avuçlarının içine almayı ne çok isterdi, bir saniye, yalnızca bir saniye!