Diyojen ziynet eşyaları ve kıyafetlerle eşlerinin sevgisini kazanmaya çalışan bir topluluğa: "Be adamlar! Siz böyle yaparak onlara kocalarının sevmeyi değil, zenginleri sevmeyi öğretiyorsunuz" demiş.
Ömer bu anda zavallı kıza sahiden acıdığını hissetti. Dört sene evvel ölen kendi babasını hatırladı. İstanbul’da leyli mekteplerde geçen ömrü, babasını adamakıllı tanımasına mani olmuştu. Ona aydan aya para yollayan ve tatillerde evine gidilen biri nazarıyla bakmaya alıştığı halde ölüm haberi kendisini adamakıllı sarsmıştı. İnsan oturduğu odanın duvarlarından biri yok oluvermiş gibi bir noksanlık, bir çıplaklık duyuyor, bir gün evveline kadar kolumuz, bacağımız gibi pek tabii surette mevcut olan bir şeyin birdenbire hiç olmamasına inanmak istemiyordu.