Aslında Batı'nın gerçek dini, gizli bir Tanrıya imandır! O gizli Tanrı ise, ekonomik büyümedir! Dahası, Batı'nın taptığı bu gizli Tanrı, acımasız bir Tanrıdır, Çünkü sürekli olarak çok sayıda insanın kendisine kurban edilmesini ister!
Bir diğer temel görevimiz de, İslam adına ortaya atılan ve gerçekte çeşitli Müslüman ülkelerin kendilerine has örf, adet ve geleneklerinden başka bir şey olmayan görüş ve uygulamalarını asla İslâm olarak değerlendirip savunmamaktır.
Hinduizm'in ve budizm'in aksine İslâm, dünyayı bir kötülük yeri olarak görmez; fertler için ebedi huzur ve kurtuluşun da dünyadan kopmaktan ibaret olduğunu düşünmez. İslâm, Hıristiyanlığın tersine, "Sezar'a ait olan ile Allah'a ait olanı" karşı karşıya getirmez; Manastır hayatını da tavsiye etmez.
İslam'ın dramalarından biri belki de, insanın sözü (müfessirlerin ve fakihlerin sözleri) ile Allah'ın sözü arasındaki her türlü sınırı ortadan kaldırma (her iki kelamı da aynı kefeye koyma) eğiliminin bin yıldan daha fazla süredir devam edip gelmesidir.
"Şeriat",bir kanunlar bütünü değil, bir hayat tarzıdır... harfiyen çıkarılmış bir anayasa veya ceza hukuku değildir.
"Şeriat", Kur'an mesajının genel ruhuyla ortaya konan ebedi ve mutlak değerlerden kaynaklanan bir hayat tarzıdır.