Batı medeniyeti, tıpkı Roma medeniyeti gibi, çoktan geçmişin malı olmuştur. İslam'ın geleceği, batının geçmişinde aranamaz! Yüzyılımızın sorunlarına özgün, İslami çözümler getiremiyoruz! Acaba eski hukukçularımız, Mezhep imamları bu konuda ne demişler diye durmadan geçmişe müracaat ediyoruz!
Bir zamanlar, gece kelebeklerinin, o pervanelerin ışığa üşüşmesi gibi İslam'a ve İslam'ın adaletine koşan insanlar vardı. Asırlar var ki artık öyle insanlar yok. Peki niye yok? Çünkü bizler İslam'ı dondurduk! yeni çağların, yeni toplumların yeni sorularına ve yeni sorunlarına geçmişteki büyük âlim ve hukukçuların yeni dönemlerde artık hiç de derde deva olmayan cevaplarını verme hatasını yaptık ve hala da yapmaya devam ediyoruz. Kur'an'da "Allah her an bir işte yaratıştadır" denirken, Allah'ın yeryüzündeki halifesi olan bizler, eski fetvaları başımıza yastık yapıp yattık, uyuduk! Kur'an'ı da, hadisleri de ölülerin gözleriyle, ölüp gitmiş âlimlerin gözleriyle okumaya devam ettik! Mslümanlar olarak derhal harekete geçmek ve İslam'ı yeniden ışıldatmak zorundayız! Batı kapitalist dünyasının mahvettiği insanlığı İslam'ın nuruyla aydınlatıp ölümden, daha doğrusu intihardan kurtarmalıyız!
İran Edebiyatından bir roman. İlk başta eşinden boşanmış olan Mahnuş'un zorlu sürecini ve bir kadın olduğu için İran gibi bir coğrafyada hakkını savunmak ve hakkını almak için verdiği mücadele ve psikolojik sorunlarıyla başlıyor, daha sonra hem en yakın arkadaşı hem de kuzeni olan Rana'nın ölümü ve sonrasında çocuğuyla ilgilenmesiyle devam ediyor. Tabii bu süreçte bir de tekrar âşık oluyor ama ilk evliliğini hata olarak gördüğü için âşık olmaktan ve âşktan kaçmaya çalışırken meğersem adam da buna âşık oluyor ve sonunda da bir bebeği yatakta diğeri de hâlâ anne karnındayken mutlu mesut bir yuva tablosuyla sona eriyor roman :-). Sürükleyici, bir günde rahatça okunabilecek bir kitap ve hikâyemsi tarzda olduğu için de karakterler çok net bir şekilde canlanıyor ve bu da bir başka hava katıyor okuma esnasında. İyi okumalar :-).