Her kitabında olduğu gibi, bu kitabında da insanı içine almayı ve hikâyelerle başbaşa bırakıp derin düşüncelere ve anlamaya itmeye başarmıştır yazarımız. Kitabımız Verde El-Hani, Mezarlığın Çığlığı, Düğün Şöleni ve Günâhkâr Halil adlı 4 hikâyeden oluşmaktadır. Hikâyelerin tamamında insanların, insanları hatalarıyla yargılayışını, olayların gerçek yüzlerini araştırmadan hüküm giydirmelerini, gelenek adı altında bazı şeylerin bizleri ne kadar pranga misâli kenetlediğini ve onlardan kurtulmaya çalıştığımızda günahkâr, asi konumuna düşürüldüğümüzü, sonunda ise feci bir şekilde dışlandığımızı (aforoz), bazen de bütün o gelenek adı altındaki baskılara dayanamayıp insanın kendi canına dahi kıyabileceğini, din kisvesi adı altında din adamları tarafından nasıl esir alındığımızı ve gerçek dini anlatmaya başladığımızda - kutsal metinlerden pasajlar okumaya başladığımızda nasıl da işlerine gelmeyip alaya aldıklarını ve hakikati haykıranlara karşı sağır ve dilsiz şeytanlara dönüştüklerini, bunun sonucunda da yine aynı din adamları halkı, hakkı söyleyene karşı nasıl kışkırttıklarını ve sonucunda ölümle cezalandıracak kadar ileri gidebildiklerini, kısacası cehaletin ne denli şiddetli bir şey olduğunu görebilmekteyiz. Diğer taraftan ise "uyuyanları uyandırmak için bir uyanık yeter" cümlesinin aslında mümkün olabildiğini ve sonunda da hakkın galip geldiğini görebilmekteyiz. Her hikâyeden kendinizden, çevrenizden bir şeyler bulabileceksiniz. Hikâyeler arasında hangisi daha çok hoşuma gitti konusunda seçim yapmakta zoralndın çünkü hepsi çok güzel ama Mezarlığın Çığlı ile Düğün şöleni sanırım daha ağır bastı, gerçi Günâhkar Halil de öyleydi, galiba seçim yapamamışım gerçekten :-).