بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Evvela Besmeleyi alalım: Eğer her gün her işimizde kullanmakla mükellef olduğumuz, fakat papağanvari dudaklarımızda gezdiğimiz, bu, her fiilin anahtarına ait hikmeti düşünseydik, İslamın ne muazzam bir aksiyon temeli üzerinde kurulu olduğunu görürdük. "Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle deyip" her kudreti ona bağladıktan sonra işe girişmenin güven duygusunu; ve onun rahmetinden kulunda tecelli eden zafer iradesini düşünün! Bu iradenin, daima İlahi rahmetle, açamayacağı kapı var mıdır ki?... Ama kalbimize ve şuurumuza asılı duran Bu yaftayı, asla ölü klişelerin akıbetine uğratmamak, hikmeti içinde tutmak şartiyle... Yoksa Besmele bavulumuzu açarken kullandığımız basit anahtarın otomatizmine düşürülecek olursa, elimize geçecek şey kendi eski çamaşırlarmızdan başka bir şey olamaz. Besmele yalnız Allah'a dayanılarak yapılan işin, vazifenin açılış formülüdür; ve mana, hikmet, güzellik gerçeklik, tesir, tenbih bakımlarından hiçbir dinde böyle bir anahtar mevcut değildir.
| Necip Fazil