Dolunay yine aynı yerden bakıyor,
Sözler rüzgâra karışmış,
Belki de herkes gibi
Ekim’de kendi suskunluğuna karışmıştır.
Bir yaprak düşüyor,
Göğsümde bir anı yer değiştiriyor.
Rüzgâr, adını bilmediğim duyguları taşıyor,
Ve ben, her esintide biraz daha sessizleşiyorum.
Zaman, cam buğusunda kalan bir nefes gibi,
Ne siliniyor, ne de tamamen kalıyor.
Ellerim ısınmıyor kupadaki çayla,
Belki de ısınması gereken şey kalbimdi.
Gökyüzü gri, şehir yorgun,
Her köşe başında bir eksiklik.
Ama yine de,
Ekim’in perdesi aralanınca
Bir ışık düşüyor içime,Ne geçmişe ait ne geleceğe..
Sadece şimdiye,
Sadece o sessiz nefese.(hy)