“İstemek,” dedi ölçülü bir sesle, “ilginç bir sözcüktür. Yoksunluğu anlatır. Bazen o boşluğu başka bir şeyle doldururuz ve ilk baştaki istek bütünüyle kaybolur. Belki de senin sorunun istemek değil, yoksun olmak. Belki de cidden yaşamak istediğin bir hayat var.”
“Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var. Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap, yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün. Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?”
Ve geldi Eylül..
Her günü şiir mihrabında..
Her satırı başka bir Eylül faslında..
Seç bir Eylül gel
Sıra sende şimdi..
Gel ki Eylül’ü anlatasın bana
Ahmet Arif gibi Cemal Süreyya gibi..
Elaya kaçsın gözlerim bir daha gelmesin hüznüm..(hy)