Şimdi buradayız işte. İşlediğimiz günahın kefaretini ödüyoruz. Bir adam tarafından kandırılmaya izin vermiş, onun peşine körü körüne takılmış olmamızın kefaretini; başkaldıran insan tanımını unutma, bencillik, öngörüsüzlük, vurdumduymazlık, diktatöre boyun eğme, küçük hırslarımıza kapılma günahlarının kefaretini. Gündelik hayatımız içinde küçük boyun eğişlerimizlerimizden oluşan küçük günahların hikayesi bu.
-Çekilmiyorum. Martıları katletmenize izin vermeyeceğim.
-Sana ne martılardan be adam? Bak, adanın asıl sahibi bizimle!
-Bu adanın asıl sahibi martılardır. Bizden binlerce yıl önce gelmişler buraya!
-Ama onlar vahşi. Hiç vahşiden ada sahibi olur mu?
-Onlar vahşi de siz medeni misiniz?
-Elbette. Bir mülke medeniyet sahip olur. Vahşiler orada kaç bin yıldır yaşarlarsa yaşasınlar, sahip sayılmazlar.