Şimdi kendi cümlesini arıyordu: hayattan beklediği şeyleri elde ettiği anda hepsinin budalaca olduğunu anlamış yalnız bir adam… Belki. Bir cümle olabilir miydi hayatı değerli kılan? Yoksa tek cümleye sığdıılmış hayat çok mu boştu? Hayatın nesi doğruydu nesi yanlış? Ya da bu türden soruları sormak doğru muydu? Neden soruyordun bunları?
Yazarlar sıradan sandığımız insanları evirip çevirirler başka bir gözle bakarak onlardan yeni insanlar yaratırlar. Bu yeni gözde biçimlenmiş insanlar artık bizim için sıradan değildirler, birer kahramandırlar. Onları alıp yeniden biçilmesini isteriz. Bir el deriz bize de biçse biz de kendi hayatımızın kahramanı olsak. O el kendi elimizdir oysa.
Sorun buydu. Suyu berraklaştırmaya çalışırken bulandırmak. Herkes arıyor ama daha karışık daha aykırı daha bulanık şeyler buluyor, aradığından uzağa düşüyordu.