ben çift katlı otobüsleri beklerken ellerime oyun hamuru verdiler her şeyden istiğrak ederek kendi çamurumu yeniden karıp yoğursam dedim ne çıkar, dünya fırınına girmeden pişmem.
sahi, pişmaniyeciler bindiler otobüse tek tek sordular pişman mısın, pişmez misin pişmez miyim dedim odunum kendim, pişiyordum küçük hanım, harlanıyordu ateşim.
ben pişerken siz dondurma yiyordunuz küçük hanım bir kürek yavaşça fırına verirken beni hışımla çekilirken altımdan halı, ve üzerime kapanırken demirden kapı etrafımda yunusun topladığı meşeler vardı.