Hatice Uzun

ben çift katlı otobüsleri beklerken ellerime oyun hamuru verdiler her şeyden istiğrak ederek kendi çamurumu yeniden karıp yoğursam dedim ne çıkar, dünya fırınına girmeden pişmem. sahi, pişmaniyeciler bindiler otobüse tek tek sordular pişman mısın, pişmez misin pişmez miyim dedim odunum kendim, pişiyordum küçük hanım, harlanıyordu ateşim. ben pişerken siz dondurma yiyordunuz küçük hanım bir kürek yavaşça fırına verirken beni hışımla çekilirken altımdan halı, ve üzerime kapanırken demirden kapı etrafımda yunusun topladığı meşeler vardı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gelecekle ilgili zaman kavramı konusunda yaygın olan kanaat ve tecrübeler kişinin yaşlandıkça zamanın daha hızlı geçtiğini algılaması yönündedir. Bu durumun izahı matematiksel olarak aşağıdaki şekilde izah edilebilir. On altı yaşındakı bir kişi için bir yıl, o kişinin yaşadığı hayatın 1/16'sıdır. Kırk yaşındakı bir kişı için bir yıl yaşanan yılların 1/40'ıdır. Yetmiş yaşındaki bir kişi için ise yaşanan zamanın 1/70'idir. Böylece yaşın ilerlemesiyle zaman birimi, zamanın eksilen bir kısmı olur ve böyle algılanır. Şüphesiz yaşın ilerlemesi kişinin zaman ve hayat anlayışına etki ettiği gibi öğrenmeye ilişkin tutum ve davranışlarına da önemli derecede etki eder. (Knowles, 1978)
"Anam babam Rasulullah'a feda olsun! Hiç bir zaman ondan daha güzel öğretmen görmedim." (Müslim, Mesacid, 33)
Öğretmen, talebeyi "talep" eden hale getirmek ve varlığındaki saklı cevheri ortaya çıkarma gayretinde olmalıdır.
Gayret ve istek öğretilmez, bulaşır.