Etrafındaki iyi yetişmiş, iyi giyimli erkeklerle kadınlara baktı, kültür ve nezaket kokan bu atmosferin havasını ciğerlerine çekti; aynı anda delikanlılık döneminin hayaleti, sert kenarlı fötr şapkası ve kruvaze ceketi içinde sert tavırla kasıla kasıla odanın bir ucundan ötekine ağır ağır yürüyordu.
Fakat benim kendi görüşlerim var ve kendi zevklerimi, hep birden aynı görüşü benimseyen insanların yargısına tabi kılamam. Eğer bir şeyi sevmezsem sevmem, hepsi bu; salt türdeşlerimin çoğunluğu bunu beğendi ya da beğendiğini farz etti diye benim de onları taklit edip bundan haz almam için hiçbir sebep yok. Sevdiğim ya da sevmediğim şeylerin modasını takip edemem.