Hatice Haktan

Hatice Haktan
@Haticehaktan
Şairane
Giyim üretim teknolojisi öğretmeni
11 Aralık
146 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Kabil'de kitap satan bir kız sevgilisinin geldiğini gördü, bu sırada babası da yanında duruyordu. Kız sevgilisine, "Alman yazar Yorg Daniel'in " Baban evde mi? " kitabını almaya geldin galiba?" Arkadaşı, "hayır ben ingiliz yazar Tomas Munis'in "Seni nerde gorebilirim " kitabını almaya gelmiştim." Kiz; "o kitap yok ama ABD'li yazar, Patrice Olfer in "Elma ağaçlarının altında " kitabını önerebilirim." Arkadaşı; "Çok güzel! Belçika'lı yazar Jean Barner in "5 dakika sonra ararım " kitabını yarın getirebilir misin?" Kız; "Memnuniyetle. Ayrıca Fransız yazar Mishel Daniel'in "Asla yanlız bırakmam " kitabını da öneririm." Bu konuşmadan sonra babası, "bunca kitap çok değil mi? Bunların hepsini okuyor mu?" Kız "evet baba, o çok zeki çocuk hepsini okur." "Benim çok güzel ve sevimli kızım öyleyse ona Hollandalı yazar, Frank Martinis'in "Ben geri zekalı değilim " kitabını da öner onu da okusun ,ayrıca sen de oku. 😀😀
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Oturdum bir akşamüstü Can'dan geçenlere baktım! Bazıları Papatya bırakmış yanıma, bazıları da Can kırıkları bırakmış yarama...
"Hiç vedalaşmadan sevdiğini toprağa, verdiğin oldu mu?."
İnsan acının o ağır peçesini kaldırabilirse, mutluluğun yüzü ile karşılaşır... Yorgunum biraz... Sanırım yılların taşıdığı yorgunluk en sonunda beni de yakaladı. Nedense zihnim hep aynı yıllarda dolanıyor. Hep o aynı yorgun yüzle karşılaştığım yıllar! Sanki o yılların arasında kalan yıllar, bir ekspresin durmadan geçtiği ara istasyonlar. Hızlı geçildiği için net olarak hatırlanmayanlar! Susuyorum... Bir yargılamanın sonucunu bekliyormuş gibi. Sanki içimde bir şeyler yıkılmış gibi... Yıkılan şeylerin yarattığı boşluğu hissediyorum. O boşlukta beni üzen görüntüler ve cümleler uçuşmakta. İçimde bir ses bağırıyor, bu boşluğun adı “hayal kırıklığı” diye. Bu iki kelimeyi duymak beni mutlu etmiyor. Bence insan acının o ağır peçesini kaldırabilirse, mutluluğun yüzü ile karşılaşır. Acı dediğimiz şey, kendi susuzluğu ve açlığıyla kavrulan mutluluktan başka bir şey değil ki! Bağırıyorum ona, sessizce. Aslında bu bir boşluk değil, kısa süreli bir sessizlik diyorum. Bu bir mutsuzluk değil, sadece hareketsizlik. Bu cümlelerimin ardından, içimde yıkıldığını düşündüğüm şeyler sanki yıkılmamış, sadece bir süreliğine durmuş gibi hissediyorum. Beni neşelendirecek bir şeyler aramaya başlıyorum içimde. Keyifli bir şeyi görüp, onu yeniden seyredip, dinleyip neşelenirim diye sabırsızlanıyorum. Neşe, herkes gibi benim de enerji kaynağım. Biliyorum. Düşünüyorum... Kendi mutluluğumun hareketlendirici gücü kim?