Bizim evde yaşamak suçtu ; sofraya oturmak suç, dışarı çıkmak suç, bir şey istemek suç, okula gitmek suç, özürlü olmak suç, suç, suç... Her şey ama her şey suç... Biz böyle yaşamayı istememiştik. Böyle bir babayı da seçmemiştik. Bizi onlar istemişti ama yine biz suçluyduk. Ne yapalım, biz de suçlu olmayı kabul ettik ; çünkü bir gün bile suçsuz olmamıştık ki suçsuzluk nasıl bir şey bilelim!..
Biz bu dünyaya mutlu olmak, sevmek, sevilmek ve sevgiyi paylaşmak için geldik. Diyorsunuz mektubunuzda. Belki bunun için geldik ama bunun için yaşamıyoruz. Sanki kullanılmak için gelmişiz. Sanki mutsuz olmak, üzülmek, hakaret görmek için gelmişiz. Benim yaşadığım hayatın neresi insanı mutlu edebilir bilmem ki?