İnsan kaybettiğini bulur, bizler O'nu kaybetmedik ki! Zira O ki kaybolmayandır. Ne yana baksak O'nu görürüz, ne söylesek O'nu söyler, ne işitsek O'nu işitiriz. Lakin yaşamak gözlerini kör, kulaklarını sağır eder insanın.
Gördüğüne bakamaz, baktığını bilemez, bildiğine gidemez. İşte biz dahi dünya ile ne denli boyamışsak gözlerimizi apaçık olanı
göremeyiz.
Evvela kendimize dönmeli, kendimizi bilmeliyiz. O vakit görürüz ki düşman kendi içimizde ve o ölmeden gözlerimiz den perde, kulaklarımızdan sesler ve gönlümüzden mühür kalkmayacaktır. Amma ki illa maksat bulmaksa O'nu o vakit aramak gerek. Bulana kadar değil, ölene kadar aramak gerek.
Asıl imtihanın şimdi başlıyor evladım. Uzlette, tenhada, yalnızken, kimsecikler yokken, insanlardan sıyrılmışken Allah'ı düşünmek de bulmak da kolaydır. Esas zor olan bunca kalabalığın içinde O'nunla olmaktır. Nefsin asıl şimdi senin düşmanındır, ondan sıyrılmak için evvela kendinden sıyrılacaksın. Ve onu dahi tenhada değil halkın içinde yapacaksın. Zor, çok zor olacak. Henüz bilmiyorsun belki. Lakin öğreneceksin.
Lakin bilmiyordu herkesin bir Hira'sı olduğunu.
Kendini duyduğu,Rabbi'ni bulduğu, sırrı okuduğu bir Hira'sı olmalıydı herkesin. Arayan bulurdu doğru...