Bu, ruhuna hakiki yeri bulamadığı için ayağını sürüye sürüye gittiği yer bütün dünyaların en tenha yeriydi belki, insanın, bedenin ve tanrının uzağında hiçbir şeyi kendine yakın, hiçbir şey ile bedenlenmemiş ve içine hiçbir şey üflenmemiş duyduğu, tanrıyı da ne kadar istese hissedemediği o acılı tenhalık.
Bir israfı bilerek edenin, bir kediyi aldırmadan ezenin, birini kandırırken onun tüm kalbiyle bu yalana inandığını ve uyanırkenki acısını görebildiği halde vazgeçmeyenin hali üzerine iniyor, kendine duyduğu tiksinti kabarırken tuhaf bir tedirginliğe de dönüyordu. Sonra?
Derdi kendinin zannedenler kendine daha bir merdiven bulup da inmemişlerdi demek ki ve bir merdivenle birkaç metre yukarıdaki kâinata da hiç bakmamışlardı herhalde.
...kalp , ağrısı olmadan acaba ne kadar kalptir, inkılâp edemeyen kalp olsa olsa sadece yürektir, o da sakatatçının işidir, üstünde duran sade kekiktir, iyileştim mi, yoksa asıl şimdi mi hastayım?