Karanlığın güçleri uzun zaman boyunca kan adağını kabul etmişlerdi ve bu sayede öylesine güçlenmişlerdi ki, iyilik güçleri artık onları dengelemekte sıkıntı yaşıyordu. Yakında Işık tamamıyla kararacak ve karanlığın uygulayıcıları insanların zihinlerinde özgürce hareket edebileceklerdi.
Doğru şekilde çağırdıklarında görünmeyen güçler, kişinin dünyadaki arzusuna yerine getirmeye ikna edilebilirdi... Kişiye doğaüstü güçler sorarlardı. Çağıran kişiye yapacakları yardımın karşılığında bu güçler adak isterlerdi:
Işık'tan gelecekler yardımlar için dua ve övgü... Karanlık'tan gelecek yardımlar için kan dökülmesi.
Michelangelo' dan beri heykeltraşlar eserlerindeki kusurları, çatlakların içine sıcak balmumu sürüp, üstünü taş tozuyla kaplayarak kapatmışlardı. Bu aslında bir hileydi, bu yüzden "balmumsuz" -kelime karşılığı sine cera- heykellerin içtenlikle yapıldıkları düşünülürdü. Bu söz o zamandan sonra yerleşmişti.
Bugün hala mektupları "içtenlikle" diye bitirince "balmumsuz" yazdığımızı ve sözlerimizin gerçek olduğunu söylüyoruz.
Aydınlığı karanlık takip ederdi. Düzeniyse karmaşa... Esas olan, her şeyin yitirildiğiydi. Her şey bozulurdu. Mükemmel biçimde sıralanmış kristal sonunda toz parçacıkları haline gelirdi.