"Birinin diğerine bir şey söylemek ihtiyacını hissettiği anda bile dudakların açıldığını kimse görmedi. Bu insanlar hal diliyle, bakışlarla konuşmayı öğrenmişlerdi."
"Taht-ı Süleyman. Sasanî ve İlhanî dönemine ait katmanlarıyla karşıma çıkan beklenmedik göz aydınlığı. Henüz surların dışındayım fakat külliyenin planını gösteren panolara bakınca hayretler içinde kalıyorum. Taht-ı Süleyman dedikleri büyük bir ateşgâhmış. Üstelik ateşin yanında bir göl resmiyle karşılaşıyorum. Daha dergâhına girmeden asıl hikâyeden, kıyametin koptuğu yerden başlıyorum. Cümle kapısına el vurup eşiğine bir adım bırakıyorum.
"Pek güzel, ama bu nedir?"
"Bu, şimdi artık hiçbir şeydir, çünkü bir parçası olduğu kumaş kesilmiş, bölünmüş,her biri ayrı ayrı satılmıştır. Ama şuna bir bak Meşhedi, o kadar güzel ki bir şey olması gerekmiyor bile."