Tek başına ağlamak, tek başına gözyaşlarını silmek, bir omuz olmadan ağlamak ne büyük yük. Sonra bu yükle başımız bütün omuzlara ağır geliyor, insan insana ağır geliyor. Rabbi ile kul arasında mesafe bile denemeyecek bir şah damar yakınlığı varken, o nefis denen bineğe binip uzaklaşıyoruz sonra bu alemde yolumuzu yitiriyoruz. Oysa basit, sevmeyi bilirsen istikamet bellidir. Gönül cennetten daha geniş değil midir ?
Ölüme hazırlanmak, ölüm için yaşamak, ölümü akıldan ve sineden çıkarmamak, insan için dünyada en büyük fazilet belki de. Lakin, insan ile nisyan aynı kökten gelir. Ölümü tanısa, bilse de sevgi, muhabbet bir şekilde insanın belini dünyaya bağlar..
Zira ibadet, hakka karşı mütevazı olmak ve boyun bükmekten ibarettir. Özellikle Müslüman ve dindar olanların buna riayet etmesi gerekir çünkü dünya onlar için bir zindan mesabesindedir. Zindanda ise iyi bir geçim aramak akla mantığa sığmaz...
Kim hayatının her saniyesini yazabilmiş ki hafıza bu kadar hainken ? Hatırlamak ve unutmak başa baş giden bir yarış gibidir. Soranlara unuttum demeyi tercih edersiniz mağlubiyetleri kabul etmiş bir tevekkülle..