Âsıf

Âsıf
@Hayaliasif
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم Bu gençlik mademki gidecek o zaman Allâh yolunda gitsin.
Kel razı da Allâh razı mı?
Vaktiyle bir derviş berbere gidip: – Vur usturayı berber efendi, der. Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar ve diğer tarafa usturayı vuracakken, mahallenin kabadayısı içeri girer. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert bir tokat atarak: – Kalk bakalım kel, kalk da tıraşımızı olalım, diye bağırır. ‘Dövene elsiz, sövene dilsiz’ olan, halktan gelen her şeyin Hak’tan geldiğine inanan derviş, sabreder. Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli alay eder derviş ile: ”Kel aşağı, Kel yukarı.” Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelerek kabadayıyı altına alıp sürükler. Kabadayı oracıkta feci şekilde can verir. Berber dervişe bakar, sorar: – Biraz ağır olmadı mı derviş efendi? Derviş düşünceli bir şekilde cevap verir: – Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Ama Gel gör ki, bu kelin de bir Sahibi var!
1000Kitap
Reklam
Hâlâ daraldığını veya ağladığını hissediyorsam gelmen gereken yer bellidir.
1000Kitap
Sevmemek.
"Hiçbir şey vermeyenin. hiçbir şeyi olmaz. En büyük mutsuzluk, sevilmemiş olmak değil, sevmemektir." 📚|Defterler 3 Albert Camus
Edebiyat
Cebeci İstasyonu Bir Cami Avlusudur Bazen
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi Sıcak bir kara sevda Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu; Acımsı, buruk. mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde Sessizliği üstümüzden atamıyorduk Bir saçak altında kararsız, yorgun Saatlerce duruyorduk Kimse görmüyordu bizi Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü Bir başka türlüydü bu insanlar Sen bir başka türlüydün Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi Gözlerin gözlerimde erimekteydi Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun Beni bırakma diyordun Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam Bir yalnızlık duyuyorduk Ağlıyordun, ağlıyordun... Cebeci İstasyonunda bir tren Nefes nefese soluyordu Gerilmiş bir keman teli gibiydik
Şiir
Reklam