Kızı Fâtıma'ya ve torunlarına miras olarak hanlar, hânumanlar değil, iman, takva, zühd, haya, helal ve harama dair esaslar, insanı dünyada ve âhirette Mesud edecek buyruklar bıraktı.
Allah Rasûlü'nün ciğerparesi İbrâhîm'in vefatına dair Enes b. Mâlik şunları rivayet etmektedir; "İbrâhîm'in vefatinda Allah Rasûlü'nün gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Abdurrahman b. Avf O'na, 'Sen de mi -ağlıyorsun- Ya Rasûlellah?' diye sordu. Efendimiz, 'İbn Avf! Bu kalpteki bir rikkattir. (Sevgililer ayrılınca coşar.) dedi ve peşi sıra gözyaşı döktü. Daha sonra şöyle buyurdu. "Göz ağlar, kalp hüzünlenir fakat biz sadece Rabbimizin hoşnut olacağı sözü söyleriz. Senden ayrıldığımıza üzülürüz Ey İbrâhîm!"
Allah Rasûlü kızların diri diri gömüldüğü, çocukları öpmenin garipsendiği bir coğrafyada onları kucağına oturtarak, göğsünde taşıyarak, sokakta selam vererek çocuk terbiyesi noktasında bir devrim yaptı.