"Lâ ilahe" diyerek bütün ilahları resdeder, Müslüman. Allah'tan başka bütün ilahları reddederek yürekte başlatılan bir temizlik harekâtıdır, Kelime-i Tevhid.
Yürek "Lâ" diyerek temizlendikten sonra "İllAllah" diyerek tezini ortaya koyar, yalnız ve yalnız ilah olarak Allah Azze ve Celle'yi tanıdığını ilan eder.
İman, kulu Rabbine bağlayan muhteşem bir rabıtadır. Yaratanla yaratılan arasındaki ilâhi mukâveledir. İnsan imanla hürriyete kavuşur. İman, insanı bütün ideologlar, heykeller karşısında dimdik tutar. Hiçbir tasdik, iman gibi insana şeref veremez. En onurlu itiraf, en şerefli kabuldür iman. İnkârın karanlık yüzünü aydınlatan bir nur, küfrün düğümlerini parçalayan ilâhi bir kılıçtır. Yahûdi'nin gazab, kilisenin dalâlet yoluna çevirdiği "sırat-ı mustakîm"i yeniden kurtuluşa bağlayan itiraftır iman. İnsanı yoldan çkarmaya yeminli olan İblis'in haramı güzelleştirme, helalden uzaklaştırma hamlelerinin işlemediği manevi zırhtır.
Hz. Adem'le cennetten dünyaya inen insanı tekrar göklere bağlayan kökü, mü'minin kalbinde dalları semada olan bir kutlu ağaç gibidir iman.
Ebeveyn çocuğa ulvi hakîkati bildiği kavramlar üzerinden anlatır. Rızıktan Rezzâk'a, yaratılandan Yaratan'a gider.
Bilmediği kelimeler üzerinden çocukla konuşmak bir mevzuyu tarif etmek değil, bilinmez kılmaktır.
Çocuk neden hoşlanıyorsa onu vasıta yaparak Allah Teâlâ'nın sıfatlarını, isimlerini anlatmalı, onu tefekküre çağırmalıdır.
Mesela ebeveyn, küçük bir çocuğa Allah Teâlâ'nın "Rezzak" olduğunu şuradan başlayarak anlatabilir. Baba akşam eve dönerken beraberinde getirdiği çikolatayı yavrusuna;
"Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allaha ait olmasın!" ayetinden hareketle "bu sana bizleri yoktan yaratan Allah Teâlâ'nın beni vesile kılarak gönderdiği bir ikramdır" der.