Her masalda bir değişiklik vardır elbet
Lakin gerçek masalda bin türlü olur bu
Mesela ezilen hep aynıdır. Değerlidir , güzeldir özünde ama onu değersizleştiren ötekilerdir. Özünde bilir kendini, ruhunda hisseder . Ancak arkadan gelen darbeyi bilemez yıkılır. Paramparça olur içten. En büyük ölümdür bu parcalaniş. Kalbinin ışıkları sönmüş, camları kırılmış. Ortalık çok fena olmuştur. Harabeye dönmüş bir şey. Tarif edilmez, edilemez. Kimi zaman naif bir gün ışığı sızar kırık camlardan, en çokta çatlamış kırığa yakışır. Bütün göz alıcılığıyla sıcaklığını yansıtır etrafa. Büyülü an çok sürmez yavaş ve bir o kadar da hızlıca yok olur. Etraf kapkaranlık... Aniden bir ıslık çalar. Giderek yaklaşır yaklaşır. Ve çat diye yarım kalmış kırık camı ve keskin sessizliği katleder . Islık artık daha gür ve daha ürkütücü bir hal alır. İçeriye bütün benliğini sokmaya çalışır. Fırtına böyle devam eder ta ki yenisi kopana kadar. İşte içten kırılmışlıklar hep böyledir benim için. Bir simülasyon dünyasındayız işte . Gelip geçici deriz ama asıl noktayı da bu gecicilikler atmıyor mu zaten... Bu yaralar derindir. Dipsiz kuyu bile az kalır bunun yanında. Bunlar daha bebek iken yerleşir kalbine...
Zavallı bilemez ki niye durduk yerde hüzünlendiğini .
Bilemez ki içinde ne depremlerin yaşadığını.
Bilemez asıl dostunun yaratanı olduğunu. Bilemez sevdiklerinin sadece ona ulaştıran vesile olduğunu.
Bilemez sadece onu koruyup gözetenin Rabbi olduğunu.
Bilemez
Bilemez
...