Ait olma olgusu hem dünyanın en güzel şeyi hemde dünyada hissedebildiğin acılardan bir tanesi .Neden diye soracaksınız kendinize belki şöyle bir örnek verdigimde daha guzel betimleyeceğimi düşünüyom .Biz insanoğlu varoluşumuzdan beri hep bişeyleri bu bir nesnede olabilir bu bir insan ya da başka bir canlı ya da başka şeylerde olabilir .Kendimizi ya biseylere ait bulmuşuz ya da onların sahibi gibi davranmışızdır.Belki bu aitlik olgusunun beraberindeki sahiplenme duygusu hem acı hemde mutluluğa erişmiştir insanoğlunu ama benim kafama takılan bu aitlik olgusu ya da sahiplenmek hangi kavrami ya da olguyu kullanırsak doğru olur bilemem ama acıya yada mutluluğa ne gibi davranışlar yapıldığın daha çok mutluluğa erişmiş olacaz bilemem.Bu yazıya başlarken kafamdaki ani gelen bu soru böyle değildi yani en azından böyle ďüşümemistim yazı yazarken hem ďüşünmem hemde yazmam olayın benim açidan değiştiğini belirtmek isterim .Buna eminim asıl kafamdaki ilk soruya gelirken aitlik olgusu çoğu zaman acıya sebebiyet verdiğini düşünüyom çünkü bunun sebebi fazla bağlılık fazlaca insanlara değer verirken dozundan kararinda derler ya büyüklerimiz yaa sanırım ben o dozu aşanlardanım .Hayatımızın her noktasında acı olaylar yapmaktayız kimi zaman bizim hatalarımız kimi zamanda karşımdaķi insan sesimizi duyuramamaktan kaynaklan bir iletşim sorunu yaşamaktayız .Sanırim anlamadığım şekilde yazımın sınırlarina aşmış bulunmaktayım burdada yaşamımızda düz bir çizgide gitmediği bariz belli onun yaşamızi akişina birakarak daha fazla mutlu olacağını düşünmekteyim .Belki sizler benimle aynı görüste olmayabilirsiniz ama benim kendimce bu kanıya vardım doğru ya da yanlıs tartışilir bence?
Dikkat etmişimdir :Hayatın tadını koku, renk ve çiçek gibi,hisslere hitap eden eşyada bulanlar ,esas itibariyle ,son derece muğlak fikirlere istinad ettirirler