" Beş yıl…
Kolay mı? Bir insana güvenmek, kalbinin anahtarını vermek, sonra o anahtarın yalanlarla pas tutması.
O, yalanlarını şaka gibi süsleyip sunmuştu. Oysa her “şaka” dediği şeyin altı koca bir ihanetle doluydu.
Genç kadın, bir gün kendi yöntemince karşılık verdi; ona “yalan” diye anlattığı şeylerin gerçeğini gösterdi.
Adam deliye döndü. Ailesini işin içine katarak, kelimeleri bıçak gibi kullanarak, kadının kalbinde kapanmaz bir yaraya yol açtı.
Kadın, öfkesini ve kırgınlığını bir son sözde toparladı. Artık defter kapanacaktı.
“Bir gün başına ne gelirse gelsin, hepsi senin ‘şaka’ diye adlandırdığın yalanlardan olacak. Ve benden duyduğun bu son cümleyi asla unutamayacaksın.”
O günden sonra, onun adı kadının zihninde yalnızca bir kelimeyle anılır oldu:
Yalan. "