Tuğba

Tuğba
@Hayat152
" Pirayesiz lâl olur benim dilim," derdin ya şimdi kimce konuşuyorsun? 𝓗𝓪𝓯ı𝔃 𝘈ÜİF|
572 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Hepinize Hitaben...
Kaç kişi okur bilmiyorum ama çok önemli bir mesele olduğunu düşünüyorum.. Neden bu kin? Neden bu öfke? Dünyada o kadar şey olup biterken bu tepkiler neden? Bir insan neden durduk yere kin besleyip öfkesini büyütüyor? Ben bunu insanlık olarak değil, insanlıktan uzaklaşmak olarak görüyorum. Saygısızlığı, bencilliği, çıkarcılığı, kendisi olamayan bir yığın insan topluluğu olarak görüyorum. Toplumda kimimiz bile isteye, kimimiz ise sevgisizlik ve korkusuyla hareket ediyor. Kimisi, karşısındaki kişinin başarısından gurur duymak, ondan ilham almak yerine; haset dolu, nefret dolu bakışlarla rahatını korumayı tercih ediyor. Ben insanların ne samimiyetine ne de dürüstlüğüne kolayca inanabiliyorum. Ama zamanla öğrendim ki, bir başkasına güvenebilmek aslında insanın kendine verdiği bir armağanmış. Şuna inanıyorum: Her insanın içinde bir iyilik barındığına… Her ne kadar bu iyilik dışarıya yansıtılmasa da, günün sonunda insanın içi onu mutlaka ele verir. Kendini kötü göstermeye çalışan bile bir noktada farkında olmadan içindekini dışa vurur. Ve bu yüzden kimseye kinle yaklaşamıyorum. Hayatımdan çıkan bir insana bile “merhaba” demek isterim. Bana karşı nasıl davrandığına bakmaksızın... Çünkü bu, benim için bir saygı göstergesidir. Birine nasıl davranıyorsan, aslında kendine nasıl davrandığını da gösteriyorsun. Burada ego hiçbir işe yaramıyor. Hoş, şu da var: “Ben böyle merhabalaşmak istemiyorum.” diyerek uzaklaşmak isteyen bir insan da olabilir. Peki o zaman ne yapmalı? İçinden “Allah’a emanet ol.” diyebilmek bile bir kazançtır aslında. Demek istediğim şu: Arkadaşlar, Hayatınıza girmiş olan kim varsa —ve kimden ne kadar kötülük görmüş olursanız olun— “Ben o insanı iyi kalbiyle hatırlıyorum.” diyebiliyorsanız, bu gerçekten güzel bir özelliktir. Ve böyle olması gerektiğini
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
" Meğer acılarım beni tüketmek yerine, yeniden doğmam için bana güç veriyormuş; fark etmeden her kırık noktamdan filizleniyormuşum.."
...Hayat' ın Rüzgarı...
" Beş yıl… Kolay mı? Bir insana güvenmek, kalbinin anahtarını vermek, sonra o anahtarın yalanlarla pas tutması. O, yalanlarını şaka gibi süsleyip sunmuştu. Oysa her “şaka” dediği şeyin altı koca bir ihanetle doluydu. Genç kadın, bir gün kendi yöntemince karşılık verdi; ona “yalan” diye anlattığı şeylerin gerçeğini gösterdi. Adam deliye döndü. Ailesini işin içine katarak, kelimeleri bıçak gibi kullanarak, kadının kalbinde kapanmaz bir yaraya yol açtı. Kadın, öfkesini ve kırgınlığını bir son sözde toparladı. Artık defter kapanacaktı. “Bir gün başına ne gelirse gelsin, hepsi senin ‘şaka’ diye adlandırdığın yalanlardan olacak. Ve benden duyduğun bu son cümleyi asla unutamayacaksın.” O günden sonra, onun adı kadının zihninde yalnızca bir kelimeyle anılır oldu: Yalan. "
"..Duygular hep vardı ama hep gizlemek zorundaydı.."
iyi geceleerr
Şimdi bak bakalım gözlerime bir daha sana gelir miymiş?