"Hayat seni istediği kadar ürkütsün, canını yaksın, en yakınların çirkin maskeler taksınlar... Hayat bu, de kendi kendine, ikinci kez çağrılmayacağım bir oyun, bir zevkler ve acılar oyunu, bir inançlar ve aldatmalar oyunu, bir maskeler oyunu, bir aktör ve bir gözlemci olarak sonuna kadar oyna, gözlemcilik daha iyidir, ne zaman istersen bırakabilirsin."
Kendi kendinize, "hayatım nereye gidiyor?" diye sorduğunuz anda isyan edersiniz elbette. İyi ya, Konak'ta bunu kendimize hiç sormuyorduk ki. Zaten dünyada, ömründe bunu bir kez olsun kafasından geçirmiş kaç kişi vardır ki?