Güzel bir distopya...
Korku, tehdit, cahillik, suskunluk, zafer ne ararsan var diyebileceğim bir kitap, bir solukta bitti. Hayatımdan güzel bir kitap daha geçti.
Bu kısım birazcık spoiler içerebilir.
Korku:
Ada halkının, 1 numaranın ve anlatıcının sığındığı duygu. Korkularımızın hegomanyası altında kalmanın tahmini zor sonuçlar doğuracağı kitapta ilmek ilmek işlenmiş.
Cahillik :
Senin olan elinden alınırken hiçbir şey dememek, yitirilişe göz yummak... "Ama diğerleri bir şey yapmıyor. Başkan bizi öldürse de bir şeyler yapıyor mantığı."
Tehdit :
Kimilerinin yaşam biçimi olmuş başkan ve karısı... Demokrasi adı altında tehditrokrasi(bunu şuan uydurdum).
Suskunluk :
Bunun asıl nedeni korku bence. Ya da bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesi. Senin dokunmadığın yılanlar gün gelir adayı basar ve seni yerinden yurdundan eder.
Kitap bize bunu açıkça belirtmiş.
Cesaret :
Yazarın ve Lara'nın cesareti. "Hiçbir şeye cesaret etmeyen, hiçbir şeyi umut etmesin" demiş Friedrich Schiller. Umutları vardı ve cesaretlerinin çıkış noktası da buydu.
Zafer :
Martıların zaferi, martıların çığlıkları,
"
"Şimdi gidiyor musunuz sayın başkan? "
"Evet biraz sonra"
"Ama ne yazık ki yenilmiş olarak ayrılıyorsunuz bu adadan! "
"Ne demek yenilmiş?"
"Martılar diye cevap verdi Lara," başınızı kaldırıp bakın sizinle alay ederek gökyüzünde uçuyor ve sizi bu adadan sepetliyorlar. "