İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özellik olan "konuşma yetisi", aynı zamanda onun en büyük imtihanıdır. Klasik eserlerde dil, "hacmi küçük, cürmü büyük" bir organ olarak tanımlanır. Dilin afetlerini anlamak, sadece neyi söylememiz gerektiğini değil, nerede susmamız gerektiğini bilmektir.
Dil, kalbin tercümanıdır. Ancak kalp ile dil arasındaki denge bozulduğunda, bu küçük et parçası yıkıcı bir silaha dönüşebilir. İmam Gazali, İhyâü Ulûmi’d-Dîn adlı eserinde dilin 20 ana afetinden bahseder. Bu afetler bireyden başlar ve toplumsal çürümeye kadar uzanır.
Başlıca dil afetleri ve tahribatları şunlardır :
1) Gıybet ( dedikodu )
2)Yalan
3)Malayani ( boş söz )
4) Kibirli ve kırıcı üslup
5)Münakaşa ve cedel
Dilin afetlerini kontrol altına almak, aslında zihni ve kalbi terbiye etmektir. Söz, sahibinin esiridir; ancak ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esiri olur. Bu yüzden "dil terbiyesi", bir insanın olgunlaşma (tekâmül) yolculuğundaki en büyük adımıdır..
Sözün şifası da en az afeti kadar büyüktür .