Kitap, Boğaziçi’nde bir yalıda doğup büyümüş olan Leyla Hanım’ın, yalının yeni sahipleri tarafından sokağa atılmasıyla başlar. Ancak bu "ev" Leyla için sadece dört duvar değil ;bir yaşam biçimidir. Leyla’nın Evi ,sadece bir dram hikayesi değil; aynı zamanda bir İstanbul güzellemesidir. Şehrin nasıl betonlaştığını, nezaketin yerini nasıl kaba bir güce bıraktığını anlatır . Eğer geçmişle gelecek arasındaki o ince çizgide yürümek, İstanbul’un kaybolan ruhuna şahit olmak ve umudun hiç beklenmedik yerlerde yeşerdiğini görmek isterseniz, bu kitabı tavsiye ederim.