Çocuğu okula göndermek eğitmekle aynı şey değildir. Okul öğretimi önemli olsa da iyi eğitimin ancak yarısı kadar önemlidir. Okulun görevi, adı üstünde, çocukları okutmak, sizin (anne-babanın) göreviniz de onları eğitmektir. Okulun sizin yerinize bunu yapmasını beklemeyin.
Kadın hakları adı altında, kadını erkekleştirmek için onların dişil değerlerini olumsuzlaştırdılar ve erkeklerin davranışlarını kopyalayarak kendilerini, "bağımsız ve güçlü" olduklarını inandırmaya çalıştılar. Halbuki dişil özellikler, insani değerlerdir. Özellikle Üçüncü Dalga Feminizm Hareketi, kadın ve erkek rollerinin kültürel yapılandırma sonucu suni bir şekilde ortaya çıktığını savunur. Hem kadını anne olmaktan utandırmaya çalışır hem erkeklerin sağlıklı bir eril kimlik geliştirmesini engeller ve daha da önemlisi bu akım, cinsel kimliklerin de yalnızca sosyal bir yapıdan ibaret olduğunu savunur.
Etrafımda sorumluluk kabul eden yetişkin sayısı yok denilecek kadar az. Herkes sorumluluğu ve hataları dışarı atmaya alışmış. Sorun dışarıda aranınca çözüm de orada sanılıyor. Hz. Mevlâna'nın kısa bir anekdotunu, konuyu anlaşılır kılmak adına, anlatmak isterim:
Adamın birisi yerde bir şey arıyor ve Mevlâna da soruyor adama: "Ne arıyorsun?" O da, "Anahtarımı kaybettim, onu arıyorum," diyor. Bunun üzerine Mevlâna: "Nerde kaybettin, yardım edeyim," diyor. Adam: "İleride," diye cevap veriyor. Mevlâna da bunun üzerine: “Peki, ileride kaybettiysen niçin burada arıyorsun?” dediği sırada adam: "Burada ışık var o yüzden" diye cevap veriyor.