F.Taha

F.Taha
@Haysenberg
Sanki tüm hayatım boyunca yanlış bir melodiyle dans etmiş gibiyim.
En azından ben robot değilim. Ama biliyor musun,robot olmak bazen güzel en azından kırılan bir kalbin yok
Reklam
Eğer kutlanması gereken bir Anneler Günü varsa, bugün Gazze’de ve Doğu Türkistan’da yaşanıyor. Bombaların gölgesinde çocuğuna sarılan, Açlıkla, korkuyla, ayrılıkla mücadele ederken bile şefkatinden vazgeçmeyen… Evladının mezarı başında bile gözyaşlarını içine akıtıp sabırla dimdik duran… Zulmün ortasında sevgiyi yaşatan, umudu ayakta tutan anneler… Gazze’de, Doğu Türkistan’da, dünyanın unuttuğu coğrafyalarda yaşayan tüm direnişçi anneler… Bugün sizin gününüz. Sizin sessiz çığlığınızı duyuyoruz. Tüm kalbimizle ve saygımızla: Anneler Gününüz kutlu olsun. Direnişin en onurlu adı: Gazze’li ve Doğu Türkistanlı anneler.
Tüm Anneler için
Yine Mayıs geldi, Pencereden içeri mor salkımlar sarkıyor, Çocukluğumuzun geçtiği o eski ev gibi kokuyor hava, Senin gibi… Temiz, sıcak, sade. Mutfağın camında asılı tül perdeyi hatırlıyorum, Sabah güneşiyle dans ederdi, Sen kahvaltı hazırlarken Çaydanlığın sesiyle uyanırdı hayat. Sen yoruldum demezdin hiç, Ama ben şimdi düşününce, En çok senin dinlenmeye hakkın varmış, Kendini en sona saklayan bir yürekle yaşamak… Kolay mıymış? Süt kokan ellerinle Dünyamı kurduğunu şimdi anlıyorum. Hırka ördüğün sessizlikleri, Geceden sabaha uykusuz kalışlarını, Bir bakışla anlatırdın sevgiyi, Ne büyük bir dilmiş meğer o sessizlik. Şimdi Anneler Günü, Sana koca bir teşekkür borçluyum. Ama en çok da O eski günlere duyduğum özlemle doluyum. Keşke yine çocuk olsam, Ve sadece "anne" desem, başka hiçbir şey demesem.
Bir zamanlar, yasakların gölgesinde büyüyen bir insanlık vardı. Dudaklara değen her kadeh, günahın sıcak nefesini taşıyor; tenin yakınlığı, cehennemin kapılarını aralıyordu. Ne zaman bir zevk dile değse, ardından bir korku fısıldanırdı: “Azap var.” Fakat gökyüzü vaatte cömertti. Orada, yasaklar ödüle dönüşüyor, dünya hayatında haram kılınan ne varsa cennetin sofrasına seriliyordu. Altın kadehlerde akan içkiler, kirletmeyen; tensel yakınlık, ruhu arındıran bir hâle bürünüyordu. Aynı eylem, farklı bir âlemde, başka bir anlam giyiyordu. Bugün biz, yasakla ödül arasında ince bir ipte yürürken, yarının çocukları bu çelişkili zarafete belki de sadece gülecekler. Çünkü onlar ne bizim korkularımızla büyüyecek, ne de bizim suskunluğumuzla susacak. Ve belki de en çok, bizim bu titrek sadeliğimizden esinlenecekler; çünkü zaman, her şeyi değiştirir ,kutsalı bile.
Seviyorum seni… Yanımda olmasan da, Bir harabenin sessizliğine gömülsem de, Yitip gitmiş yolların eşiğinde, Hiçbir limana varamasam da… Kimsesizliğin koynunda üşürken bile Seni sevmekten vazgeçmeyeceğim. Biliyorum, Artık orada olmayacaksın; Bir adım ötede bile değilsin. Yine de, Her doğan günde, Her batan gecede, Kalbim seni anacak, Dünya dönmeye devam ettikçe Ben hep seni seveceğim. Düşsem de… Bir el uzansa, kaldırmak istese beni, Ben o ellerde değil, Yine senin hayalinde tutunacağım hayata. Zaman geçse de, yıllar silinse de takvimlerden, Benim için dün, bugün ve yarın Seninle anılacak. Ben henüz 24 yaşındayım, Ama sanki bir ömür değilmiş gibi... Kırk yıllık bir sevdalıyım sana.
Reklam