Hazan

Hazan
@Hazanshh
Bir kitabın sayfalarından,kâinat’ı okumak…
Malatya
1 Mart 1991
14 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
Nasıl bir güzellikti anlatamam Ama öyle güzeldi ki Sanki bir gül goncasıydı Sanki bir kelebeğin kanatları Sanki gökyüzünde bir yıldızdı Öylesine güzeldi ki Nasıl anlatsam bilmiyorum Ama bir deniz kokusuydu Gökyüzünün sonsuz maviliği Gecenin en aydınlığıydı Nasıl söylesem Bir şiir gibi yada bir şarkı gibiydi Dinlemeye doyamayacağın kadar güzel Hangi kelimelerle anlatsam bilmiyorum Hani ilk düşen yağmur damlası gibi Gökyüzünden sözülen kar tanesi gibi Ya da bir tarlayı süsleyen gelincikler gibi Güzeldi işte öyle güzeldi ki Nasıl anlatsam bilmiyorum _S.H.HAZAN
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sen bir bulutun göz yaşları mıydın Yer yüzüne yağmur olan Sen bir Gül goncası mıydın En güzel çiçek olan Sen bir yıldız mıydın Denizlerde bana yön olan Sen bir mevsim miydin Hayatıma bahar olan Sen bir güneş miydin Dünyama ışık olan Sen bir Sahra çeşmesi miydin Susuzluğuma ırmak olan Sen yağmur tanem Sen Gül bahçem Sen yıldızım Sen mevsimim Sen güneşim Sen Sahra çeşmem _S.H.HAZAN
Seni nasıl severim bilmiyorum Ama yine de severim seni Bir kelebek hayatı nasıl seviyorsa Öyle severim Seni nasıl severim bilmiyorum Ama yine de severim seni Bir gül nasıl seviliyorsa Öyle severim Seni nasıl severim bilmiyorum Ama yine de severim seni Kafesteki bir kuş özgürlüğü Nasıl seviyorsa Öyle severim _S.H.HAZAN
binlerce yıldan beri onlarca medeniyet yaşamış bu yamuk dörtgenin içinde. eteklerindeki zenginlikleri döküp gitmişler, giderlerken. bilmeden kullandığımız deyimlerde, bakmadan ezdiğimiz kilimlerin desenlerin, renklerinde, yazmaların oyalarında, halk hikayelerinde, nedenini bilmeden inandığımız batıl inançlarımızda izleri var o kültürlerin. o izler de siliniyor artık. üstlerinden loğ taşı geçmiş gibi düzlenip yok oldular. televizyondaki müzik kanallarına şöyle bir takılın, bakın en çok kimler dinleniyor. sesinin dört oktav olduğu söylenen adam türkü söylemiyor; "bebeğimmmm, seni senden çok sevdimm bebegimmmm" diyerek gırtlak nameleri yapıyor. millet, "bas bas paraları leyla'ya, bi daha mı gelcez dünyaya?" ile kendinden geçiyor; "sende kaldı bende kaldı" diyen yarı çıplak hatunun detone sesinden, gözleri bacak arasına odaklanmış olarak, bilmem neresinin kimde kaldığını anlamaya çalışıyor. halkımın korkutucu bir çoğunluğu "bana bulaşmayan yılan bin yaşasın" sözünü düstur edinmiş. televizyonda en çok izlenen programların başında show haber geliyor. iştahla küçük kızlara tecavüz eden öğretmenlerin, hastasına sarkan doktorların, çocuğunu zincire bağlamış, annesini pislik içinde yatıran ailelerin, vahşice öldürülen hayvanların kanlı görüntülerini seyrediyor. iş yerinde her gün kapıda, asansörde karşılaştığım insanlar bir "günaydın"ı esirgiyorlar. ben dediğimde ise, yüzüme dikilen bakışlardan kendimi ayıp bir şey söylemiş gibi hissediyorum. sifonu asla çekmek gibi bir alışkanlığımız olmadığı ve kendimizden sonra gelen, önümüzden giden insanlara karşı hiç saygımız olmadığı için, hacetimizin kalınlığı konusunda da bayağı bir fikir sahibi oldum. yolda yürürken nereye bakacağımı bilemiyorum. aşağı baksam "harrkkk tuu!" diyerek sallanan balgam parçaları. karşıya baksam apış
Kendimi bilmiyorum. Bazen dünyayı içime sığdıracak kadar genişliyor yüreğim, bazen kendi çırpıntılarına bile dar geliyor. Bazen küçük bir gülücük bile yetiyor içimi ısıtmaya, bazen dağlara yükselen kahkahalar bile yetmiyor yüzümü güldürmeye… Bazen inanılmaz derecede uçarı, bazen iflah olmaz biçimde kanadı kırık oluyorum. Hep aynı bedenin içinde yaşıyor; ama kendimi bilemiyorum. İnsanları bilmiyorum. Her zaman içlerindeyim; ama insanları bilemiyorum. . Bu yüzden yorgun ve güçsüzüm, hiçbir sorun yokmuş gibi davrandığım şeyler içimde her şeyi darmadağın etti.