Bir çalılığın içinde doktoru, eczacıyı, Birinci ve İkinci Taburlardan birkaç zabiti gördüm. Yeri kazıyorlardı. Meğerse açlıktan bir nefer ölüyormuş. Ağzından köpükler akıyordu. Zavallı daha tamamıyla nefesi bitmeden kazılan mezarının kazma seslerini işitiyordu.
- Bu yağma ne?
diye bağırsaydık üç buçuk hırsızın hangisi bizi tutabilecek, zulmedebilecekti? Biz sustuk, sükûtumuz yağmacılar için bir "rıza" alâmeti sayıldı.