Cümleler konuşur gibi yazılmış bir kitap olduğundan, akıcı olmadığını düşünüyorum. Kitapta da belirtildiği gibi Bakara Suresi 177. ayet üzerine detaylı açıklamalar ve yorumlar mevcut, bir süre tekrar ediyormuş hissi veriyor ancak tam olarak tekrar ettiği söylenemez bence. Hikâye bölümünü içerik olarak güzel ancak anlatım olarak eksik buldum. Genel olarak bakınca bolca imkanımızın olduğu ancak insanın bu imkanların peşinden gitmediği için iyi ve ahlaklı olamadığı anlamını çıkarabiliriz. İyi olmak için beklemenin çözüm olmadığını, bazen sırf Allah emrettiği için iyi olabilmeyi ve Allah’ın ayette belirttiği gibi temel ve en anlamlı iyilikleri yapabilmenin önemi vurgulanmış.
İnsan başkasını takdir ederken elinde ölçü olarak ancak kendi karakterindeki değerler vardır. Kendinde olmayan bir vasfı başkasında da göremez. Mesela o yüzdendir, kibirden en çok kibirlilerin rahatsız olması. Kendisi kibirli olmayan kibri ya fark etmez ya da güler geçer. İşte insani meziyetlerin tamamı da böyledir.
Aslında kötü bir gidişatı değiştirmek için yapabileceği şeyler varken bir insanın buna seyirci kalıp hiçbir şey yapmaması sabır değil, korkaklıktır. Sabır insanı alçaltmaz. Aksine onu yüceltir. Ne var ki sabır gereken aşamadan önceki adımları atabilmek için evvela cesaret denen erdem gerekir. Nefsin kolaycılığa kaçmak istemesi bize korkaklığı sabır gibi göstermeye kalkmasına yol açar. Zihnimiz böylesine bir kavram kargaşasına düştüğünde yapılacak en güzel iş, her bir kavramın tanım ve içeriğine yeniden bakmaktır.
Batı insanı, İslâm'ı reddederken bilinçli bir tutum içindedir. Batılılaşmış insanın tutumuysa, sadece bir kör inanç hâlinde belirmektedir. Batılı, neyi, niçin reddettiğinin bilincindedir. Batılılaşmış insansa ön yargıyla reddediyor. Fakat anlamak için heves belirtisi de göstermiyor.