Çünkü samimiyet sadece vahşiler ve hayvanlar içindir. Mesela, uygarlıkla birlikte, kadınların iyi ahlakları gibi hoşlukların gereklilik olarak yaşamımıza girmesi, samimiyete hiç yer bırakmamıştır.
Tıpkı iyi bir ressamın resmini yaptıgı bireyin karakteristliklerini portreye yansıttığı gibi bizde ruhsal yaşamın bulgularıyla ile kendimizi özleştirmeli onları yaşamalı insanların sevinç ve acılarına ortak olmalıyız.
Toplu yaşamayla ilgili en önemli ve geçerli sav şudur: Bir insanın karakteri asla ahlaki bir yargıya temel oluşturmaz, karakter o insanın çevresine karşı tavrı ve içinde yaşadığı toplumlar ilişkisinin bir göstergesidir.
Savunmadaki insan tipi şanssız deneyimler karşısında hemen dehşete kapılır. Bunlardan öyle yıkıcı sonuçlar çıkarır ki kolayca kaçmaya yönelir. Bazen geri çekilmesinde bir keramet varmış gibi davranarak bu kusurlarını gizlemeyi başarır.