Gelmesinden başka şifam yoktur. Gelmezse yeryüzünde hiçbir canlı ve enteresan şeyin beni oyalayamayacağını düşünmenin verdiği bir ümitsizlik içinde yerime oturur, gözlerimi buzlu camların yarı karanlık zemininde oynayan kaderin parıltılarına dikerim.
“Gözleri, gözleri.. onu doğduğu günden evvelki benliğime sımsıkı bağlayan, en yakın akrabadan daha yakın bir kan münasebetini kat kat aşan ve ruhlarımızın beraberliği hissini bir anda uyandıran bakışlarında kendimi ne kadar çok buluyorum. Sanki onun gözleriyle kendimi gören benim.”
Platonikten ne kastettiğini bilmiyorum; fakat cinsî tabiatımızı aşağıda ve uzakta bırakan üstün manevi değerler sistemi içinde bir aşk olduğuna inanıyorum. Ne cinsiyete ne menfaate, ne de gurura bağlanması mümkün olmayan bir aşk.