"...O kadar çok şey kaybetmiştik ki bütün kayıpları bir harfle simgelemek mümkün olmayacaktı. Alfabenin bütün harflerini çalsam, ancak yeterdi anlatmaya kayıpları.
Alfabenin bütün harfleri kaybolunca da susmaktan başka çare kalmazdı."
"...İki arkadaş küçüklükten beri hissiyat ve efkâr teşrikine (duygu ve fikir ortaklığına) o kadar alışmışlardı ki yekdiğerinden (birbirlerinden) birkaç gün iftirak etseler (ayrılsalar) manevi tamamiyetlerine nakısa (ruhsal bütünlüklerine eksiklik) gelmiş zannederlerdi."