"Hayatlarımızdaki dayanılmaz, düzensizliğin başlıca nedenlerinden biri, herkesin hayatını düzene koymak yerine hayatının düzene koyulmasını istemesidir." Herkes hayattan sadece bir şeyler almaya bakıyor. Fakat kimse hayata bir şeyler katmayı düşünmüyor. Hayata birer bencil, yağmacı ve sömürücü olarak atılıyorlar. Hayatın anlamını da bu sömürüde buluyorlar."
Çocuklardan sevgi, saygı ve itaati ceza, kınama ve azarlamayla elde edeceğinizi düşünmeyin. Onların karşısında sizi faziletleriniz için sevebilecekleri ve saygı duyabilecekleri şekilde hareket edin.
Açıkça söylemek gerekirse, çocuklar ebeveynlerinin yanında, çokça akrabanın içinde, kendi evlerinde dahi yetim gibi büyüyorlar. Çocukları iyi besliyor, güzel giydiriyor olabilirler. Sağlıklarından endişe de duyuyor olabilirler. Fakat çocuk aklının ve ruhunun beslenmesi, temizliği ve sağlıiğı hiç mi hiç akıllara gelmiyor. Gerçekten de, çocuklarımızın şimdi olduğundan daha kötü olmadıklarına şaşırmak gerek.
"Gençlerimizin neredeyse hepsi ruhsal bir vereme tutulmuşlar. 5 veya 15 yıl sonra gerçek hayata adım atacaklar arasına da yayılacak bu ruhsal verem ve buna kimse kayıtsız kalamaz"
Fakat büyükleri taklide çalışan çocuklar ve gençler her işe hatayla, hatta kusurla başlar. Sigara ve kalitesiz içki içerler, kaba konuşurlar, zamanın en meşhur kelimeleriyle küfür ederler. Küiltürel olarak genç ve olgunlaşmamış halklarda da durum aynıydı.