Anlatınca geçer, hafifler sanırsın. Belki biri anlar bir omuz olur başına. Anlaşılma arzusu birçok delilik yaptırır insana. Ama sonra anlarsın ki, anlattığın herkes bir parçanı alıp götürmüş. Boşa kürek çektiğini fark ettiği an aptal gibi hisseder insan. Sonra bir daha açmazsın ağzını, yutarsın ne kadar kelimen varsa. Ağzının olduğunu unutuyor insan böyle olunca. Dilin bedenine fazlalık gelen bir et parçası olarak öylece kalır dudaklarının ardında.
Nasıl anlatılır bilmiyorum, bi gecede doğup büyüdüğün, sokaklarında koştuğun, cafelerinde oturduğun memleketin yıkık bir harabe olacağını. Beraber gezip eğlendiğin arkadaşlarının mezarına gideceğini. Nasıl anlatılır bu çaresizlik bilmiyorum. Nasılız bilmiyoruz. İyi miyiz? Ya da toparlanabilecek miyiz? Bildiğimiz tek şey biz hep 6 şubatta kalacağız...