Helen

Benim de senin sevmediğim yönlerini söylemeye hakkım olmalı. Nezaket kuralları içindeki bir konuşma böyle olmalı. • Sorun nedir? Bendeki… ben de sevmediğin şey neymiş? - Beni sinir eden, kullandığın bir kelime oldu. Bana kibirli dedin. • Sanki hakkın varmış gibi her yeri talan ediyorsun. - Ben de, sende ki aynı huyu sevmiyorum. Asıl kibirli olan sensin! Bir karar veremiyorsun çünkü onlara yakınlık duyuyorsun. Bir katil, çocukken ihmal edilmişse, bu gerçek bir cinayet sayılmaz, değil mi? Sadece koşulları suçluyorsun. Sence bu katiller de kurban olabilir, öyle mi? • Köpekler, doğası neyse onu yapar. Bunun için onları suçlayamazsın! Neden onları affetmiyoruz? - Köpeklere pek çok şey öğretebilirsin ama doğalarına her uyduklarında onları affederek değil. • Demek ben kibirliyim. İnsanları affettiğim için kibirliyim öyle mi? - Tanrım! Bu sözleri söylerken sözde alçakgönüllülük ediyorsun. Kimsenin, beni dinle, hiç kimsenin senin yüksek ahlaki değerlerine erişemeyeceğinden o kadar eminsin ki, herkesi bağışlıyorsun. Bundan daha kibir dolu bir davranış olamaz! Sevgili kızım, başkalarını affetmek için bulduğun bahaneleri kendin için asla kullanamazsın. • Neden merhametli olmayayım, neden! - Hayır, hayır. Merhamet etmelisin. Yeri gelince merhamet göstermelisin. Ama belli bir ölçütün olmalı. Bunu onlara borçlusun. Sen kendi günahların için ne ceza çekiyorsan, onlar da aynı cezayı çekmeli. • Onlar insan! - Her insan hareketlerinden sorumlu tutulmak istemez mi? Elbette ister. Ama sen onlara bu şansı tanımıyorsun. Bu da son derece kibir dolu bir davranış. Bazı insanları eğitemezsin, onları kötülük etmemeye ikna edemezsin. Kötülüklerini suratlarına vurunca sadece inkâr etmez, senden daha da nefret ederler. Onları görmezden de gelemezsin. Cezalarını hak etmişlerse hak etmişlerdir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Pavese, 10 Nisan 1936 yılında günlüğüne şöyle yazmıştı:
“Ben hiçbir zaman dünyayı umursamadan hayatın tadını çıkarabilen rahat bir insan olamadım. Yaşadığım tatlı anlar yüzünden ortaya çıkan sorunların üstüne gidip onlara bir çözüm bulacağım yerde, bir takım kuruntulara kaptırdım kendimi. Ancak böyle açıklayabilirim içimde duyduğum intihar dürtüsünü. Ne zaman bir güçlükle ya da acıyla karşılaşsam, hep intiharı düşünmeye yargılı olduğumu biliyorum. Beni korkutan da bu. Temel ilkem intihar, gerçekleştiremediğim, hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğim, ama düşüncesi duyarlığımı okşayan intihar. En beylik, en umutsuz anlamıyla bir enayiyim ben. Nasıl yaşayacağını bilemeyen, ahlaki olgunluğa ulaşmamış, kendini bir şey sanan, intihar düşüncesinden bir şeyler uman, ama bunu gerçekleştiremeyen bir adam.“ Pavese’nin sıkılgan ruhu onun huzurla yaşamasına hep engel olmuştu. Asla gerçekleştiremeyeceğini düşündüğü intiharını, bu nottan yıllarca sonra gerçekleştirmişti. Yazı şu şekilde devam eder: “İşin korkunç yanı, şu anda yapabileceğim hiçbir şeyin bu durumunu düzeltemeyeceği. Çünkü, eskiden kendimi yine böyle bir durumda bulmuş, fakat beni kurtaracak bir çıkar yola rastlayamamıştım. Şimdi de bu adımı atacak gücü kendimde bulamayacağım. Bu kadarını kesinlikle biliyorum. İnsanın kendini içtenliğe vermesi, mutlak bir şey içinde benliğini yitirmesi. Sakınılması gereken bir şey. Daha önce katlandığım bütün acıların kaynağı, kendimi mutlak, bilinmeyen, bilinçdışı şeylere zevk alarak bırakışımdı.” “Hayatını bir saç teline bağlamışsın, çabalamaya kalkma, yoksa onu da koparacaksın.” diye yazar. Ve ekler; “İçimdeki boşluğu aydınlatacak bir hayat kıvılcımı hâlâ yok. Bu noktadan öteye gidemeyeceğimi, söyleyecek neyim varsa söyleyip bitirmiş olduğumu çok iyi biliyorum. En kötüsü, bir şeyler başarmış olmam, bu yüzden de her şeyden büsbütün

Helen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
8 günde okudu
·
2023 26. kitabı
Sabahattin Ali
8.4/10 · 31,5bin okunma
Beni istediğim kadar sevmezsen ölürüm...
Hala umutluyum :)
Giderek kendimi daha mutlu bir insan yaptım. Bunun sebebi hayatımın ve dünya denen bu hengamenin çok daha yolunda gitmesi değildi. Gitmiyordu da. Ama her şeye bambaşka bir boyuttan bakmayı öğrendim. Yalnızca kontrol edebileceğim ve değiştirebileceğim şeylere yöneldim. Sadece benim mücadelemle değişen ya da değişmek için çırpınıp duran tüm şeyleri geride bıraktım. Bunların bana bir yükten ibaret olduğunu anladığımda kurtuldum tüm yüklerimden. Nihayet kuş gibiyim. Ve yolumdayım...