Rojen

keşke diyorum keşke hiç bir şey bilmeseydim suya bakıp dursaydım ömrüm boyunca bir ırmak kenarında bir deniz ortasında ya da kalbim sınırsızlığın müziğini bulmuş varlığın şarkısına kendini bırakmış bir okyanusa kansaydı keşke
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zaman boyunca yürümek, Çiçeğe bakmak, Belirsizliği duymak gerek. Var olmanın sonuna dek koşmak gerek. Yok olma toprağının kokusuna gitmek gerek. Tanrı ile ağacın buluşma noktasına gitmek gerek.
Dünyanın en hüzünlü hikayesi, sanmaktır. iyi sanmak, hep kendi gibi sanmak, gitmeyecek sanmak, sevildiğini sanmak, güzel günlerin bir gün geleceğini sanmak…
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel O başkası yok mu bir yanındakine veriyor Derken karanfil elden ele. Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk Birleşiyoruz sessizce.
Dünya üzerinde herhangi bir yer en huzurlu hissettiğin yer olabilirmiş. Yerle mekanla da çok alakalı değilmiş aslına bakacak olursan. İnsan evsiz kimsesiz kalabilirmiş. Büyürken en sevdiğini kaybedip ömür boyu bir yasın sancısını da taşıyabilirmiş. Mutluluk sabit bir duygu değilmiş insan hep mutlu olamazmış, hep mutsuz da olamazmış. Ama bir his varmış en huzurlu yerdeymişsin gibi kimsesizliğine aldırış etmemek gibi yasını sancını umutsuzluğunu paylaşırmış gibi. O hisse sarılıp bir olduğunu hissetmek gibi. Olmuş gibi hep varmış gibi benimle büyümüş beni büyütmüş elimi tutmuş gibi. Yola devam ettikçe evine varmış gibi bir his varmış....