Birbirimizi mutlu edemememiz yetmiyormuş gibi, yüreğimizin bize zaman zaman bağışladığı sevinci de birbirimizden esirgemememiz mi gerekiyor? Efkârlı olduğu halde mutsuzluğunu gizleyebilecek, yakınlarının neşesini yok etmeden onu kendi başına üstlenebilecek kadar kişilik sahibi olan tek bir insan gösterin bana! Bu efkâr, daha çok, kendi kişiliksizliğimizle içsel bir kaygı, kıskançlıkla iç içe, aptalca bir kendini beğenmişliğin kışkırttığı bir aşağılık duygusu değil midir? Mutlu edemediğimiz insanların mutlu olduklarını görüyoruz ve buna dayanamıyoruz.
Ah, bu boşluk! Göğsümün içinde hissettiğim bu korkunç boşluk! 'Onu bir kez, yalnızca bir kez kalbime bastırabilsem bütün bu boşluk dolardı.' diye düşünüyorum çoğu zaman.